Ana Sayfa Bir Hınç ve Şiddet Tarihi - Kıbrıs'ta Statü Kavgası ve Etnik Çalışma
Düşük Stok

Bir Hınç ve Şiddet Tarihi - Kıbrıs'ta Statü Kavgası ve Etnik Çalışma

Barkod: 9786053994046
Translation missing: tr.products.product.price.regular_price €41,50 EUR Translation missing: tr.products.product.price.sale_price €34,59 EUR
% 17
İstek listesine ekle

Tahmini Teslimat Süresi
5-7 gün

Hasarlı veya hatalı ürünler için iade ve değişim yapabilirsiniz.

Güvenli Ödeme Garantisi

Visa
Mastercard
American Express
PayPal
Apple Pay
Google Pay
Shop Pay
Bir Hınç ve Şiddet Tarihi - Kıbrıs'ta Statü Kavgası ve Etnik Çalışma

Bir Hınç ve Şiddet Tarihi - Kıbrıs'ta Statü Kavgası ve Etnik Çalışma

€34,59

Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek bu çalışmasında ilk defa yayınlanan belgeler ve bulgular ışığında Kıbrıs’ta etnik ve siyasal şiddet olgusunu incelemekte, birlikte yaşayan, birbirlerinin düğününe, cenaze törenine katılan insanların etnik şiddetin baş göstermesiyle birlikte nasıl çatışan kamplara ayrıldıklarını, “Helenizm” ve “Türklük” adına tutuştukları kavgada nasıl nefret kokan “ölümcül kimlikler” edindiklerini değişik bir yöntemle ele almaktadır. Kızılyürek, yöntem olarak “etnik nefret” ve “etnik farklılık” temelinde yapılan primordialist okumaları reddederek iki toplum arasında var olan “amaç uyuşmazlığı” ve “statü kavgasına” dikkat çekmekte ve aslında etnik şiddeti tetikleyen en temel faktörlerin bunlar olduğunu ileri sürmektedir. Yazar, bu süreç içinde tarafların; hak ettiklerini düşündükleri “statüye erişme” veya kendilerini layık görmedikleri bir “statüden kurtulma” gayreti içine girdikleri için şiddete başvurduklarını savunmaktadır. Kıbrıslı Türklerle Rumların birlikte yaşadığı Bodamya’da doğan, halen Kıbrıs Üniversitesi’nde (Güney Kıbrıs) öğretim üyesi olan Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, buradan hareketle, statü çatışmasını belirleyen öfke, kızgınlık, nefret ve hınç gibi duyguları da incelerken, bunlar arasında hınç duygusuna ayrı bir önem atfetmektedir. Kolonyal politikalar, dış müdahaleler ve anavatanların irredantist milliyetçiliklerinin teşvik ve tahrik ettiği etnik çatışma ortamında etnik farklılıkların derinleşip, etnik referansların hayatın bütün alanlarına nasıl yayıldığını gösteren yazar, “sosyal” olanın “nasyonal” olanda eridiğine işaret ederken, bu kutuplaşma ve şiddet ortamında cemaatlerin yeniden kurulduğunu, sınırları ile kimliklerinin yeniden tanımlandığına dikkat çekiyor. Bunun yanısıra Kızılyürek, “disiplin edici” bir uygulama olarak toplum-içi siyasal şiddet olgusuna, etnik şiddete paralel olarak uygulanan siyasal şiddete, “faili meçhul” cinayetlere dikkat çekerken, Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarında anti-komünist örgütlerin işlediği cinayetleri de ayrıntılarına inerek irdeliyor. (Tanıtım Bülteninden)