{"title":"Dursaliye Şahan","description":null,"products":[{"product_id":"tottenham-cocuklari-47879","title":"Tottenham Çocukları","description":"\u003cp\u003eGazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7\/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eGelen istihbaratın değeri yüksekse -ki bunun anlamı okuyucu sayısı demekti- Şef'ten duyduğumuz ilk sözcük bu olurdu. Haber bitene kadar da kıpır kıpır yerinde duramazdı. Son noktayı koyup teslim ettiğimizde biz rahatlardık ama o başka bir boyuta geçerdi. Hangi sayfada çıkacak? Ne kadarı kırpılacak? Kaç fotoğraf kullanılacak? Hele de haber siyasî bir nitelik taşıyorsa, akıbeti yazarına dahi tam bir muammadır. \u003cbr\u003e\n\"Sahneden dansöz indirdi\" olayı, pekâlâ baskıda \"İngiltere'deki Türk dansözlere çalışma yasağı geldi\" manşetine dönüşebilirdi.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eOkuyucu bilmez ama genelde muhabirler, yazı işlerinin insafına kalmış bir nevi etkisiz elemanlardır. Kariyerlerinin kaderini, çalışmaktan barut fıçısına dönen medyanın bu gizli elleri belirler. Onların karşısında habercilerin boynu kıldan incedir. \"Bu ortaçağ ilişkisine niye katlanırlar?\" derseniz, hemen her basın emekçisi için imzasını manşette görmek müthiş bir duygudur. Yazdıkları her satırı, Amazon ormanlarındaki yerliler dâhil bütün dünyanın okuduğunu ve isimlerini ezberlediğini düşünürler. Oysa ülkenin onda dokuzu, en yetkin gazetecinin adını bile bilmez. Ayrıca gazetecilik, 24 saatlik bir iştir. Kalemi bıraktığınız gün ölürsünüz. Çünkü o güne kadar yaptığınız bütün haberler çoktan tarihin tozlu yaprakları arasına gömülmüş demektir.\u003cbr\u003e\n (Tanıtım Bülteninden)\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eSayfa Sayısı: 288\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBaskı Yılı: 2016\u003c\/p\u003e\n\n\n\u003cp\u003eDili: Türkçe\u003cbr\u003e\nYayınevi: Sola\u003c\/p\u003e","brand":"Sola Unitas","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47906544943363,"sku":"47879","price":17.0,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000722768-1.jpg?v=1775261775"},{"product_id":"bul-beni-anne-161646","title":"Bul Beni Anne","description":"\u003cp\u003e“Bul Beni Anne,” 1974 yılında Fatih Cami avlusuna bıra­kılan bir bebeğin, Cemil’in yaşamından esinlenerek yazıl­mıştır. Yurtlarda ve sokaklarda geçen, kimsesiz, engelli bir ço­cuğun annesini arama serüveniyle birlikte, temiz kalabil­me mücadelesine tanık olduğumuz eser, “Fakir Baykurt Roman Ödülü”ne lâyık görülmüştür.  8 aylık bir bebekken, Fatih Cami avlusuna annesi tarafından bırakılan Cemil’in tek bir muradı vardır; annesini bulmak ve ona sorular sormak: “neden beni bıraktın anne, benim babam kim, anne beni hiç sevmedin mi, beni hiç aradın mı, bir anne nasıl yavru­sunu bırakır?..” Bu sorular onun hayata tutunma kaynağıdır; gece yattığı parkların so­ğuğunu, itilip kakıldığı sokakların acımasızlığını, duygularını, suretini yitirmiş toplumun vicdansızlığını ve tüm bunların sonucunda hissettiği acısını dindiren tek şey vardır: Bir gün annesini bulabilmek…  “Bul Beni Anne” adlı roman, oldukça yalın anla­tıma rağmen, yaşamın siyah-beyaz olarak gerçekte de ikiye ayrıldığının otoportresini çizmekte, oldukça etkili bir üslup kurmaktadır. Cemil’in yurtta idari personel tarafın­dan yediği tokat, aslında okurken bizlerin de yüzüne atılan bir tokattır. Yazar, top­lumun umarsızlığı, ikiyüzlülüğü ve çürümüşlüğü üzerinden bizlere aslında hepimizin neye dönüştüğünü güçlü bir dille anlatıyor, ama asla üst bir dil kurmuyor; içinden içinden sizi ele geçiriyor, yani aslında yazar size kim olduğunuzu usul usul hatırlatıyor.  Yazarın dördüncü romanı olan “Bul Beni Anne”, yetiştirme yurtlarındaki çetrefil çocuklukları ve görmekten kaçınarak ötekileştirdiğimiz sokaklardaki hayatları anlatıyor. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Literatür Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47920177217795,"sku":"161646","price":20.63,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0002079398001-1.jpg?v=1775643373"},{"product_id":"babam-asik-olunca-197729","title":"Babam Aşık Olunca","description":"\u003cp\u003eDünyanın en sıradan insanı. Hayal kuracak vakti olmamış hiç Zaten hayal kurmayı bilmiyor ki, öğrenmemiş!Önüne gelene “kısmet” diyerek boynunu bükmüş. Bildiği tek şey sürekli ama sürekli çalışmakmış.Başka türlü karnını nasıl doyuracaktı? Mesleği de yoktu ki.Limon satarak başlamış işe. Zaman çabuk geçmiş. Onun tanımadığı duymadığı birileri, “Ankara’da halktan biri, sıradan bir yüz olsun” demişler.Hayatında ilk kez bir seçimde oy kullanmış, o seçimle de Meclis’e ışınlanmış…“Vekilsin artık!” dediklerinde, “Kimin vekiliyim ağa?” demiş. Hiç bilmediği bir iş!“Bilmen gerekmiyor” demişler, rahatlamış. Ama bu yetmezmiş gibi bir de âşık olmuş!Hayatında ilk kez yaşadığı bir duyguymuş, ona çok yabancıymış, kapılmış.Ama ne büyük aşk! Çoluğum çocuğum var dememiş, varını yoğunu satmış.Elini bile dokunmadığı bir kadın yüzünden dünyaya rezil olmuş.Sadece kendisini de rezil etmemiş, vekili olduğu ülkesini de rezil etmiş. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Cumhuriyet Kitapları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47925573648643,"sku":"197729","price":12.05,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0002157279001-1.jpg?v=1775734377"}],"url":"https:\/\/1001-kitap.com\/collections\/dursaliye-sahan.oembed","provider":"1001 Kitap","version":"1.0","type":"link"}