{"title":"Alain Badiou","description":null,"products":[{"product_id":"yuzyil-14698","title":"Yüzyıl","description":"\u003cp\u003e20. Yüzyıl: Kısa ya da uzun, totaliter ya da liberal, terörist ya da mücadeleci, ütopik ya da yanılsamalı, soykırımlarla ve avangardlarla dolu benzersiz bir dönem.\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003e\"Bir yüzyıl kaç yıl eder? Yüz yıl mı? (...) Tek bir an bile sonunu getirebiliyorsa, yüz yıl dediğimiz nedir ki, bin yıl nedir ki? (...) 20. Yüzyılı sona erdiren istisnai an hangisidir? Berlin duvarının yıkılışı mı? Genomun diziliminin belirlenmesi mi? Avro'nun doğuşu mu?\"\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eGeçip gittiğimiz 20. Yüzyıl'ın fotoğrafını çekiyor Alain Badiou. Felsefi fragmanlardan, şiirlerden, politik fikirlerden, tiyatro oyunlarından yararlanarak ilerliyor, tutkuları ve dramları sözcüklere döküyor. Kimi zaman yüzyılın nasıl algılandığını sorguluyor, kimi zaman diyalektiğini ve hümanizmini didikliyor.\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eBrecht, Mallarmé, Valery, Pessoa, Celan, Perse, Mandelstam, Breton, Maleviç, vd. eserleriyle Badiou'nun analizine katkı sağlarken; Hegel, Marx, Nietzsche, Bergson, Heidegger, Freud, Lacan kuramlarıyla düşüncelerinin altyapısını oluşturuyor.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003e(Tanıtım Bülteninden)\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\n\n\n\n\u003cp\u003eSayfa Sayısı: 192\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eBaskı Yılı: 2013\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\n\n\u003cp\u003eDili: Türkçe\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eYayınevi: Sel Yayıncılık\u003c\/p\u003e","brand":"Sel Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47901123739907,"sku":"14698","price":14.91,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000374636-1.jpg?v=1775148225"},{"product_id":"bir-idea-olarak-komunizm-20881","title":"Bir İdea Olarak Komünizm","description":"\u003cp\u003eİlk olarak kullanıldığı on dokuzuncu yüzyıl Avrupa'sında, komünizm her şeyin ortak mülkiyete tâbi olduğu özgür bir dünyayı hedefleyen bir düşünce olarak ortaya çıkmıştır. \"Komünizm\" kavramı Fransız Devrimi'nden yirminci yüzyılın \"reel sosyalizm\" deneyimlerine, Cabet'nin \"İkarya\" adını verdiği ütopyadan Marx ve Engels'in sınıfsız ve sömürüsüz toplum öngörülerine, Lenin'in ve Mao'nun devlet ve siyaset kuramı üzerine yazılarından tüm dünyada kurulan çeşitli partilerin adlarına uzanan geniş bir yelpazede çeşitli biçimlerde kullanılmıştır.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eNeoliberalizmin yükselişe geçtiği ve Sovyetler Birliği'nde çeşitli dönüşümlerin yaşandığı 1980'li yıllarda belli bir itibar kaybına uğrayan \"komünizm\" kavramı, Berlin Duvarı'nın yıkılması ve dünya üzerindeki çeşitli \"reel sosyalizm\" deneyimlerinin sona ermesiyle iyice gözden düşmüş, pek çok düşünür ve siyasetçi sevinçle kavramın ölüm fermanını kaleme almıştır. Komünizm kavramını temel alan siyasi hareketlerin ve rejimlerin başarısızlığı, komünizm fikrinin de başarısızlığı olarak ilan edilmiştir. Solun uzun, karanlık gecesi işte böyle başlamıştır.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBir İdea Olarak Komünizm, Mart 2009'da Londra'da, Birbeck İnsani Bilimler Enstitüsü tarafından düzenlenen aynı adlı konferansa sunulan metinlerden oluşuyor. Konferansa katılan ve kitaba katkıda bulunan yazarlar, \"solun uzun gecesinin sona ermek üzere olduğu\" fikrinden yola çıkıyor ve bir radikal siyasi ve felsefi idea olarak \"komünizm ideası\"nın 2000'li yılların toplumsal, ekonomik ve siyasi krizlerinin bağlamında halen önem taşıdığını vurguluyor. Yazarlar, çerçevesini Alain Badiou'nun çizdiği tartışmada, \"eşitlik\", \"özgürlük\", \"adalet\" kavramlarını ve bunların \"komünizm ideası\" ile bağlantılarını felsefe, siyaset kuramı ve edebiyat eleştirisi gibi çeşitli alanlardan yola çıkarak derinlemesine tahlil ediyor. Kitapta Michael Hardt ve Antonio Negri'nin \"Ortak Varlık\" üzerine yaptığı çözümlemeler de komünizm ideası sorunsalı temel alınarak incelemeye tâbi tutuluyor.\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eSayfa Sayısı: 272\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBaskı Yılı: 2011\u003c\/p\u003e\n\n\n\u003cp\u003eDili: Türkçe\u003cbr\u003e\nYayınevi: Ayrıntı Yayınları\u003c\/p\u003e","brand":"Ayrıntı Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47902096359683,"sku":"20881","price":20.14,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000367881-1.jpg?v=1775168459"},{"product_id":"baska-bir-estetik-25011","title":"Başka Bir Estetik","description":"\u003cp\u003eBadiou'nün \"başka bir estetiği\" araştıran bu kılavuzu, estetiği felsefenin bir alt disiplini olarak değil, estetik ürünlerin dile getirdiklerini başlı başına bir felsefe olarak okumaya dönük bir girişim. Bunun için şiir, dans, tiyatro ve sinemayı kateden ve tekrar şiire dönen yazar, sanatın, daha doğrusu başta Mallarmé, Pessoa ve Beckett olmak üzere sanatçıların kendi felsefelerinin peşine düşüyor. Başka bir estetik: artık estetik-olmayan bir estetik. Duyumsallığın bugünkü yerinin karşısına yerleşmiş bir estetik. Belki ancak estetiğin içinden geçerek oluşturulabilecek bir estetik.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eYAZARLAR HAKKINDA: Alain Badiou (1937) Paris'teki Uluslararası Felsefe Okulu'nda ve École Normale Supérieure'de dersler vermektedir. Akademik kariyerinin yanı sıra siyasal alandaki militan kişiliğiyle de tanınır. Uzun bir süre Fransız Genç Komünistler Birliği'nin önde gelen üyelerinden biri olan Badiou, dağılıncaya kadar da L'Organisation Politique adlı örgüt içinde siyasal mücadelesini sürdürmüştür.\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eSayfa Sayısı: 176\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBaskı Yılı: 2010\u003c\/p\u003e\n\n\n\u003cp\u003eDili: Türkçe\u003cbr\u003e\nYayınevi: Metis Yayıncılık\u003c\/p\u003e","brand":"Metis Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47902660854019,"sku":"25011","price":17.68,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000346274-1.jpg?v=1775174205"},{"product_id":"felsefe-icin-manifesto-29112","title":"Felsefe İçin Manifesto","description":"\u003cp\u003eMarx'ın Komünist Manifestosu'ndan neredeyse 200 yıl sonra Badiou'dan Felsefe İçin Manifesto. Paul Cohen'in türeyimsel (générique) anlayışı, Lacan'ın aşk teorisi, 68 Mayısına ve Polonya'ya sadık politika, Celan'ın şiir-ötesine şiirsel çağrısı düşünce için eşanlı olarak nasıl mümkün olabilirler? Söz konusu olan kesinlikle bu olayları bütünselleştirmek değildir, bunlar farklı türden olup art arda sıralanabilir olaylar değildirler. Söz konusu olan, kavramları ve düşünce kurallarını, belki de bu adların ve eylemlerin açıkça anılmasının en uzağında ya da belki onların en yakınında (bu duruma göre değişir) üretmektir. Ama bu öyle bir şekilde yapılmalıdır ki, bu kavramlar ve eylemler yoluyla, çağımız bu düşünce olayının vuku bulduğu zaman olarak temsil edilebilsin. Öyle ki daha önce vuku bulmamış olan bu düşünce olayı kimse onun farkında olmasa bile, bundan böyle herkesin payına düşecektir, çünkü bir felsefe herkes için bu \"vuku-bulmuş-olma\"nın ortak sığınağını tesis etmiştir.\u003cbr\u003e\n \u003cbr\u003e\n-Alain Badiou-\u003cbr\u003e\n \u003cbr\u003e\nAlain Badiou Felsefe İçin Manifesto'da, felsefenin sonunu ilan edenlere meydan okuyarak, hakikat ve özne kategorilerine yeniden dönüş bir çağrıda bulunuyor.\u003cbr\u003e\n(Tanıtım Bülteninden)\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eSayfa Sayısı: 104\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBaskı Yılı: 2015\u003c\/p\u003e\n\n\n\u003cp\u003eDili: Türkçe\u003cbr\u003e\nYayınevi: Monokl\u003c\/p\u003e","brand":"Monokl","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47903097323779,"sku":"29112","price":15.9,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000636617-1.jpg?v=1775179836"},{"product_id":"tarihin-uyanisi-47221","title":"Tarihin Uyanışı","description":"\u003cp\u003eDağılmış ve alacakaranlığa gömülmüş Batı, kendilerini hala dünyanın efendileri sananların \"uluslararası ortaklığı\", daha ne zamana kadar tüm dünyaya düzgün idare ve doğru davranma dersleri vermeye devam edecek. Bizim için mitleşmiş cennetin yerini tutan kapitalist parlamentarizmin perişan askerleri olan birkaç görevli entellektüelin, Tunus ve Mısır'ın muhteşem halklarına, bu vahşi halklara \"demokrasi\" nin elifbasını öğretmek içim kendilerini paralaması gülünç değil mi? Kolonici küstahlığın ne acınası bir ısrarı!\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eSayfa Sayısı: 187\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBaskı Yılı: 2012\u003c\/p\u003e\n\n\n\u003cp\u003eDili: Türkçe\u003cbr\u003e\nYayınevi: Monokl\u003c\/p\u003e","brand":"Monokl","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47906510307587,"sku":"47221","price":13.92,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000388074-1.jpg?v=1775260914"},{"product_id":"gercek-yasam-56038","title":"Gerçek Yaşam","description":"\u003cp\u003eÇağdaş kapitalizm gençlere, kimi zaman iç içe geçen iki seçenek sunar: Gününü gün et ve\/veya düzenin basamaklarında hızla yükselmeye çalış!Yaşayan önemli filozoflardan ve eylem insanlarından Alain Badiou, Gerçek Yaşam - Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı’da derlenen konuşmalarında, her iki seçeneğin de yaşamın gerçekliğini örten bir yanılsama olduğunun altını çiziyor. Tıpkı yüzyıllar önce Sokrates’in yaptığı gibi, sadece yaşı değil ruhu her daim genç olanlara eleştirel ve özgür düşüncenin kanallarından geçerek hayatın ve hazzın gerçeğine erişmenin ipuçlarını sunarken, sistemin çizdiği sınırları da aşmaya davet ediyor.Orta yaşlıların tahakkümü altındaki çağdaş toplumlarımızda adı var kendi yok gençler ile toplumsal hayattan dışlanan yaşlı kuşağın ittifakının devrimci potansiyelleri üzerinde dururken, *ebedi ergen* kalmaya mahkûm oğlanlar ile gençliğini yaşamadan kadınlığa hızla adım attırılan kızlara, düzenin tuzaklarından kurtulup kendini var etmenin, isyanın, aşkın ve şiirin kapılarını aralıyor.Her yaştan *gençler* için felsefenin kılavuzluğunda eşsiz bir yoldan çıkma çağrısı... (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Sel Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47908418224387,"sku":"56038","price":12.34,"currency_code":"EUR","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001717684001-1.jpg?v=1775309892"},{"product_id":"alman-felsefesi-ustune-diyalog-59347","title":"Alman Felsefesi Üstüne Diyalog","description":"\u003cp\u003eİÇERİK TANITIMI:İki filozof arasında hakiki bir tartışma: Alman felsefesinden, yani Kant, Hegel, Marx, Heidegger ve Adorno’dan yola çıkıp hem genel olarak felsefeyi hem de kendi pozisyonlarını tartışıyorlar. Birbirlerine şakacıktan değil gerçekten “vuruyorlar”. Jan Völker’in felsefi tartışmanın imkânı ve rolü üstüne düşünen güzel sonsözüyle beraber bu diyalog diğer Metis Diyaloglar’ın bıraktığı yerden birlikte düşünmenin yollarını araştırıyor.NANCY— Soruların sırasını biraz bozacak olsa bile şu soruyu yöneltmek istiyorum sana: Felsefe neden ortaya çıktı?BADIOU— Bana mı soruyorsun?NANCY—  Evet evet, sana!BADIOU— Bana sormakta haklısın, çünkü neden başladığını çok iyi biliyorum. Felsefe ortaya çıktı, çünkü matematik ortaya çıktı.NANCY—  Matematik neden ortaya çıktı?BADIOU— İşte bunu bilmiyorum. …NANCY—  … tek başına Antik Yunan matematiğin, felsefenin ve siyasetin doğuşudur. Fakat bu doğumun olmasının nedeni bir dünyanın değişmiş olması.BADIOU— Elbette öyle. Fakat bir dünyanın değişmiş olması ile bu dünyanın değişiminin doğasını ayırt edemediğin için olaysal olana dönüyoruz. O anda dünyanın neden değiştiğini ben sana sorayım.  NANCY—  Peki. Ben de söyleyeceğim.BADIOU— Söyleyeceksin öyle mi?NANCY—  Çünkü tanrılar çekip gitti. … (Tanıtım Bülteninden)  \u003c\/p\u003e","brand":"Metis Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47908685840643,"sku":"59347","price":14.32,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001735559001-1.jpg?v=1775313923"},{"product_id":"biliyorum-cok-kalabaliksiniz-75230","title":"Biliyorum Çok Kalabalıksınız","description":"\u003cp\u003eAlain Badiou, her yaştan gençleri *yoldan çıkarma daveti*ne bu kez odağına öteki ve siyaset kavramlarını alarak Gerçek Yaşam’da kaldığı yerden devam ediyor. *Öteki* üzerine düşünürken insanlığın tüm farklılıklarına rağmen müşterek özelliklere sahip olduğunun altını ısrarla çizerek; hem ırkçılık denen belanın müşterekliklerimizi aşındırma çabasına hem de yüzyılımızda *fark*ın kutsanıp *aynı*nın düşünce sahasının dışında bırakılmasına itiraz ediyor. Birini diğerine tercih etmektense ikisinin birlikte hareketine odaklanan bir düşünce kurmak gerektiğine, özgürlüğe giden yolun ancak bu diyalektik sayesinde inşa edilebileceğine vurgu yapıyor.*Siyaset* üzerine ise günümüzde geçerli on üç tezi yorumlayarak bir rota önerisinde bulunuyor: Sermayenin ayakta kalmak için savaşa nasıl muhtaç olduğunu gözler önüne sererken, olumsuz sloganlara sıkışmış muhalefetin eylem kapasitesini arttırmak için de taktikler geliştiriyor. Giderek düşmanına benzeyen bir siyasal jargonu ve eylem envanterini reddetmek gerektiğini anımsatan Badiou, etkili bir mücadelenin el çekmesi ve gücünü yoğunlaştırması gereken odakları sarih bir biçimde açıklıyor. Çoğunluğun kanaatine karşı, hakikatin zarafetini ve mücadelenin dirayetini hatırlatan bir çağrı... (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Sel Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47909984928003,"sku":"75230","price":13.52,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001808811001-1.jpg?v=1775354844"},{"product_id":"deleuze-varligin-ugultusu-77691","title":"Deleuze-Varlığın Uğultusu","description":"\u003cp\u003eDüşüncesinin bütün ilhamını her şeyden önce Nietzsche’den aldığını iddia eden birine verilen sıfat ne kadar çelişkili olursa olsun (çünkü Nietzsche’nin kendisinde derin bir ermişlik vardır), Deleuze için düşüncenin koşulunun çileci olduğunu ileri sürmek gerekir. Bu da Deleuze ile Stoacılar arasında bulunan yakınlığı derinlemesine açıklayan bir durumdur. Tekilliklerin göçebeliğini belirtmek için 'anarşi' kelimesinin kullanılması bizi yanılgıya düşürmemelidir, çünkü Deleuze özellikle 'taçlı anarşi'ye vurgu yapar ve aynı zamanda, öncelikle tacı düşünmek de son derece önemlidir.Bu taç, yaşam deneyimlerine  ve gündelik meselelere çileci bir tavırla sırtını dönen ve sınırlarını aşma ve ölçüsüzlük’'ün kendilerini götürdüğü yere gitme gücünü kendilerinde bulmuş olanlara atfedilir. Tüm bunlardan, bu yaşam felsefesinin, Stoacı felsefede de olduğu gibi özünde bir ölüm felsefesi olduğu sonucu çıkar.Çünkü eğer düşünce olayı, kendimi seçilmeye bırakma (bu, Deleuzecü kader biçimidir) ve arıtılmış otomat olarak hybris’in istediği yere sürüklenmesine ilişkin çileci bir güçse; yani eğer düşünce, benim edimselliğimin kırılması ve sınırımın ortadan kalkması olarak varsa; ama aynı zamanda eğer bu edimselleşme ve bu sınır kendi varlıklarında onları kıran veya onları aşan şeylerle aynı dokuya sahipse (çünkü kesin olarak, sadece Bir-bütün vardır); yani eğer organik olmayan güçlü yaşam, hem beni sınırım içinde düzenleyen  şeyin hem de bunu yapma kudreti kazandığım ölçüde beni onu aşmaya çağıran şeyin de temeliyse, o zaman düşünce olayının metaforu, yaşamın içkin anı olarak, ölmektir.Zira ölüm, aynı anda hem etkide bulunduğu bireyle en yakın ilişkiye sahip şeydir, hem de bu bireye nazaran tam bir kişisizlik ve dışsallık hali içindedir. Bu anlamda o, düşüncedir, çünkü düşünmek tam olarak, bireyin aynı zamanda sahici varlığı da olan kişisiz dışsallık tarafından dondurulduğu noktaya çileci bir şekilde ulaşmaktır.  Alain Badiou(Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Monokl","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47910099517699,"sku":"77691","price":14.64,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001822429001-1.jpg?v=1775357870"},{"product_id":"petrograddan-sanghaya-20-yuzyilin-iki-devrimi-97340","title":"Petrograddan Şanghaya-20. Yüzyılın İki Devrimi","description":"\u003cp\u003eGünümüzün önde gelen filozoflarından Alain Badiou 2018'de kaleme aldığı bu kitapta, yüzüncü yıldönümü idrak edilen Rus Devrimi ile ellinci yıldönümü geride kalan Çin Kültür Devrimi üzerine düşüncelerini dile getiriyor ve 20. yüzyılın, komünizm ideasıyla imtihanını yeniden yorumluyor. Lenin'in önderliğinde Petersburg'da (Petrograd) ve Mao'nun liderliğinde Şanghay'da patlak veren iki büyük halk hareketinin tarihine odaklanan Badiou, Bolşevik Devriminin insanlığın uzun tarihinde Neolitik Devrimin nihai aşamasına denk geldiğini ve Batı kapitalizmine karşı kendine özgü bir toplum düzenini teklif ettiğini vurguluyor. Badiou, Maoist Kültür Devriminin de en kritik sekansını öne çıkararak Çin'in hikâyesini Rusya'daki devrimin ardı sıra masaya yatırıyor ve yaptığı karşılaştırmalı değerlendirmeyle 20. yüzyıl siyasi tarihinin bu iki büyük devrimine ışık tutuyor. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"VakıfBank Kültür Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47911567163651,"sku":"97340","price":11.04,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001892218001-1.jpg?v=1775410940"},{"product_id":"aska-ovgu-103369","title":"Aşka Övgü","description":"\u003cp\u003eÇevrimiçi flörtün risksiz romantizm vaat ettiği, sevginin ise çoğu zaman sadece arzu ve hedonizmin bir çeşidi olarak görüldüğü tüketimcilikle dolu bir dünyada Alain Badiou,\u003cbr\u003e\naşkın tehdit altında olduğuna inanıyor. Rimbaud'nun ünlü \"Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli\" sözünü özümseyen Aşka Övgü; Kierkegaard, Platon, de Beauvoir ve Proust gibi isimlerin de eşlik ettiği, 21. yüzyıl modernliği karşısında yeni bir aşk anlatısı.\u003cbr\u003e\n \u003cbr\u003e\nAşkı varoluşsal bir proje, sürekli gelişen bir hakikat arayışı olarak ele alan Badiou'nun \"antikapitalist aşkın birleştirici gücü\"ne övgüsü bizi ondan korkmamaya, başkalarını keşfetmeye ve kendimize olan saplantımızdan uzaklaşmaya sevk eden muhteşem bir girişim.\u003cbr\u003e\n \u003cbr\u003e\n\"Bu dünyayı doğrudan, ötekiyle birlikte olmanın bana kazandırdığı mutluluğun kaynağı olarak görüyorum ben. ‘Seni seviyorum' sözü şuna dönüşür: Senin benim yaşamım için oluşturduğun kaynak bu dünyada var. Bu kaynağın sularında, sevincimizi, öncelikle seninkini görüyorum. Mallarmé'nin şu şiirindeki gibi görüyorum onu:Döndün dalga içinde Çıplak sevincine\" (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Tellekt","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47911890649347,"sku":"103369","price":13.44,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001906466001-1.jpg?v=1775420788"},{"product_id":"siyah-104388","title":"Siyah","description":"\u003cp\u003eElbette ki siyah bizde yasın rengidir. Cehennemî ve ölümcül işlevleriyle ilgili olarak her şeyi söyledik: ışığın yokluğu, sönmüş yaşam ve ilksel kirletilmişlik olarak düşünülen siyah. Simsiyah örtülerle kaplı cenaze arabalarının arkasından yavaşça yürüyen, yine siyahlar giymiş bir kalabalıktır. Zihinlerinden ise yalnızca karanlık düşüncelerin geçtiği varsayımı; hayatın kısalığı ve tüm sevdiklerimizin önlenemez yok oluşu üzerine bir tefekkür. Oysa şunu da biliyoruz ki bu siyahlıklar çoğu zaman sağaltıcı esprilere konu olabiliyor. Kaçırılan cenazeler, ölünün ardından verilen ziyafetler ya da zahmetli definler sırasında zaman geçirmeye yarayan budalaca gevezelikler üstüne ne hikâyeler anlatılmaz ki? Bütün bunlar, elbette bir şeytan çıkarma ihtiyacının ve ölümlü varlığımıza rengini veren kara-siyah’ın bozgunundan kaçma isteğinin sonucunda ortaya çıkıyor. Bu mizaha ne ad verilmekte? Kara mizah. Siyah burada bir kez daha, deyim yerindeyse, varoluşsal barikatın her iki tarafında birden yer alıyor. Yas şeklini alarak ağlatıyor, mizah olarak güldürüyor... Alain Badiou (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Monokl","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47911984922883,"sku":"104388","price":13.92,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001908639001-1.jpg?v=1775422340"},{"product_id":"lacan-anti-felsefe-seminerleri-1994-1995-108553","title":"Lacan - Anti-Felsefe Seminerleri 1994 - 1995","description":"\u003cp\u003eAlain Badiou'nun, kendini filozof olarak tanıtmayı yadsımakla kalmayıp, psikanaliz söylemiyle felsefe söylemi arasına güçlü bir mesafe koymakta ayak direyen çağdaş anti-filozof Jacques Lacan'a adadığı Lacan: Anti-Felsefe Seminerleri, psikanalistin gerçeği simgesele, topolojiyi cebire yeğleyen çalışmalarına odaklanmaktadır. Bu seminerler bilgi ve hakikat arasındaki sorunu açıklamayı temel meselesi haline getirmiştir.Anti-filozofun 70'li yıllardaki çalışmalarından hareketle, onun matematiklere kapalı, siyasetin deliğini tıkayan ve odağında aşkı barındıran felsefe anlayışını çözümleyen bu sarsıcı inceleme, Lacancı anti-felsefenin özgül doğasına ve sınır hatlarına ışık tutarak, Lacan'ın anti-f elsefesinden felsefeye kalan mirası araştırmaya koyuluyor. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Sel Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47912341373187,"sku":"108553","price":21.84,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001919834001-1.jpg?v=1775428380"},{"product_id":"wittgensteinin-anti-felsefesi-128099","title":"Wittgenstein'ın Anti - Felsefesi","description":"\u003cp\u003e“Wittgenstein'ın zamanımızın bir kahramanı olduğunu söylemek absürt olmaz. Fakat onun hangi sebeple kahraman olduğunu, kendisinin bu sebebi nasıl arz ettiğini ve kendini, sözünü verdiği benzeri görülmemiş eylemin bir çeşit spekülatif küstahlıkla kötü bir biçimde maskelenmiş imkânsızlığı içinde nasıl kaybettiğini dikkatlice incelemek gerekir.” Anti-felsefe, Fransız düşünür Alain Badiou'nun özellikle Wittgenstein, Nietzsche ve Lacan üzerine kurguladığı yapıcı bir başkaldırı sistemidir. Buna göre anti-filozof da çağına ve onun ötesine seslenebilen, yerleşik düzenin muhafazasını sağlamakla değil, çeşitli edimlerle etki alanını dönüştürmekle yükümlü bir figürdür. O, her daim aslında felsefenin doğasında olan “rahatsız tavır” içindedir. Hiçbir ortamda alçakgönüllü olamaz. Sözü, otoriter ve baştan çıkarıcıdır. Kendisi nasılsa dile getirdiği şey de öyledir. Wittgenstein'ın Anti-Felsefesi, Badiou'nun “anti-felsefe” ve “anti-filozof” kavramlarını açıkladığı bir dizi konferansının çeşitli başlıklar ve izlekler ile kitaplaşmış halidir. Badiou, iki ana başlıktan oluşan kitabın ilk bölümünde, tabiri caizse, felsefenin “onurunu” Hegel'den, Descartes'tan, Ansiklopedistlerden, hatta Althusser'den alıp Pascal, Rousseau, Kierkegaard, Nietzsche, Lacan gibi isimlere veriyor ve bu dönüşümü Wittgenstein'ın anahtar konumu ekseninde inceliyor. İkinci bölümde ise savaş, siper, süngü ve sürgün arasında dilini ve sesini bulan Wittgenstein'ın retoriğinin nasıl oluştuğunu onun Tractacus'ü ve Felsefi Soruşturmalar'ı üzerinden ele alıyor. Wittgenstein ve onun anti-felsefesi, özgün dilinden çevirisiyle okuruyla buluşuyor. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Ketebe","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47913897361667,"sku":"128099","price":14.96,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001973272001-1.jpg?v=1775478116"},{"product_id":"what-is-philosophy-a-lecture-by-alain-badiou-2010-132715","title":"What is Philosophy? A Lecture by Alain Badiou 2010","description":"\u003cp\u003e \u003cbr\u003e\nAlain Badiou is a professor in philosophy at the École Normale Supérieure, the Collège International de Philosophie, both in Paris, and at the European Graduate School, in Saas-Fee, Switzerland. In addition to being a political militant, a contributing member of Cahiers pour l'Analyse, and one of the founders of L'Organisation Politique, he is the author of a number of plays and novels, and three seminal philosophical works: Being and Event, Logics of Worlds and Theory of the Subject. In addition to two manifestos for philosophy, he is also the author of numerous other philosophical works, including: Conditions, Ethics, Metapolitics, Handbook of Inaesthetics, The Meaning of Sarkozy, The Rebirth of History, Mathematics of the Transcendental, Number and Numbers, Plato's Republic, and The Communist Hypothesis. He is one of the major philosophers of our century.\u003cbr\u003e\n \u003cbr\u003e\n(Tanıtım Bülteninden)\u003cbr\u003e\n \u003cbr\u003e\n \u003c\/p\u003e","brand":"Atropos Press","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47915586388227,"sku":"132715","price":46.38,"currency_code":"EUR","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001988165001-1.jpg?v=1775512720"},{"product_id":"siyasetin-boyle-sabahlari-da-olabilir-146596","title":"Siyasetin Böyle Sabahları da Olabilir","description":"\u003cp\u003ePandemi, ekonomik kriz ve artan siyasal baskı karşısında bizler \"hareketsizlikten\" yakınaduralım, Alain Badiou, başta Sarı Yelekler hareketi olmak üzere Fransa`daki yakın dönem örneklerine bakarak bu tür hareketliliklerin her zaman hayra yorulamayacağını savunuyor. Sınıfsal çatışmada önemli ve belirleyici bir taraf haline gelen, günümüz \"demokrasilerinin\" en büyük destekçisiyken günden güne irtifa kaybeden orta sınıfın, içinde konumlandığı dünyanın dışına çıkarılamadığı takdirde despotizme çanak tutan, salt tepkisellikle malûl bir irticai söylemin içine sıkışıp kalacağını ileri sürüyor. Yeni bir komünizm tahayyülünün gerekliliğine işaret eden Badiou, bu tahayyülün varoluşsal zeminini de Avrupa`ya tebelleş o lan göçmenlik ya da kendi deyimiyle göçer proletarya meselesinin yaratabileceği \"yabancılıkta\" arıyor.\u003cbr\u003e\nAlain Badiou`nun 2016-2020 arasında kaleme aldığı yazılardan oluşan Siyasetin Böyle Sabahları da Olabilir`in, farklı başlıklar altında çeşitli kavramların irdelendiği ilk kısmında filozofun dünyanın gidişatına nereden baktığını ortaya koyan teorik bir çerçeve çizilirken, ikinci kısmında güncel yakıcı problemleri yine bu çerçevede, gelecek ufkunu hiç kaybetmeden sorgulayabileceğimiz bir tartışma düzlemi sunuluyor. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Sel Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47917801701635,"sku":"146596","price":13.92,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0002027985001-1.jpg?v=1775574331"},{"product_id":"sayi-ve-sayilar-172070","title":"Sayı ve Sayılar","description":"\u003cp\u003eSayı her yerde: Badiou’nun dediği gibi, siyaset, anketler, Big Data, bilimler, bilgi-işlem ve tıp dahil her şeyde. Her şeyi belirleyen bir güce sahip sayı, o konuşunca hepimiz susuyoruz, ama elimizde sayıya dair doğru düzgün bir kavram yok. Geometri için aksiyomatiğimiz Euclid ile birlikte kurulmuşken, sayı ve aritmetik uzun zaman üvey evlat olarak görülmüş, aritmetiğin aksiyomatiği için 19. yüzyıl sonuna kadar beklememiz gerekmişti; üstelik, “her sayıyı saymayan” bir aksiyomatik. Badiou’nun bu enfes kitabı, bir “her sayıyı sayma” girişimi. Ama öte yandan bununla kısıtlı da değil: Öncelikle, sayma eylemini nasıl gördüğümüz, aslında Kozmos, Doğa, Tanrı gibi büyük harflerle yazabileceğimiz “Bir” varlık olup olmadığını da belirliyor. Sonra, “Her yerde sayı var,” demek, Badiou’nun daha genel felsefesini anlamak açısından da önemli. Sonuçta matematik ve ontoloji birbirine eşitse, bu, var olmanın çokluk olmayı gerektirmesinden kaynaklanır. Kaçış yolu yok! Ayrıca fizik ile matematik arasındaki gizemli uyumu çözmek gibi bir marifeti de vardır bu denkliğin. Sayıyı düşünmek bizi hayli ilgilendiren bir soruya da yanıt sunar. Siyasette, yani birlikte yaşama sanatımızda, “1”i, yani birey  dayanak alan bir düşünce (bir kümenin elemanlarının sayısı, bireycilik, egemen kapitalist yapı) ile parçayı, topluluğu (bir kümenin parçaları, matematikteki “kuvvet kümesi”, komünizm) dayanak alan bir düşüncenin ürettikleri ne kadar farklıdır? Matematik, Cantor’un ispatı üzerinden, topluluklara dayanan bir kümenin, sonsuza giderken sonsuzca daha fazla olanak sunacağını gösterir bize (elemanlarının sayısı s ise, parçalarının sayısı 2 üzeri s; bu teoremin sonlu ve sonsuzda ispatını okumanızı şiddetle tavsiye ederim). Sanılanın aksine, bireyler ancak bir sürü oluşturabilirler. Takım halinde oynamayan, bireyci oynayan bir futbol 11’ini düşünmeniz yeterli. Kaçırılan sayısız olanak karşısında nasıl küfredersiniz ekran başında? Tuhaf bir şekilde, oyuncunun bireyselliği kaybolsa bile öznelliğine hiçbir şey olmaz, bilakis serpilir. Matematiğin söylediği de tam bu; “1”i verili bir şey değil, bizzat katıldığınız bir yaratım olarak görün. Bir öznelleşme süreci. Umarım kitap size de heyecan verir. Hayatımızda eksik kalan matematik düşüncesinin estetiğini tatmanıza vesile olur. - A. Nüvit Bingöl (Tanıtım Bülteninden)\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"İnka","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47922511446275,"sku":"172070","price":22.73,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0002103227001-1.jpg?v=1775680493"}],"url":"https:\/\/1001-kitap.com\/collections\/alain-badiou.oembed","provider":"1001 Kitap","version":"1.0","type":"link"}