{"title":"Abdurrahman Güzel","description":null,"products":[{"product_id":"turk-halk-edebiyati-el-kitabi-7578","title":"Türk Halk Edebiyatı El Kitabı","description":"\u003cp\u003eSayfa Sayısı: 455\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBaskı Yılı: 2003\u003c\/p\u003e\n\n\n\u003cp\u003eDili: Türkçe\u003cbr\u003e\nYayınevi: Akçağ Yayınları\u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47898309099779,"sku":"7578","price":24.79,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000491906-1.jpg?v=1775088095"},{"product_id":"iki-dilli-turk-cocuklarina-turkce-ogretimi-31382","title":"İki Dilli Türk Çocuklarına Türkçe Öğretimi","description":"\u003cp\u003eDünya ile başa çıkmak için bir araç olarak ele alındığında tüm diller birbirine eşit sayılabilir. İnsanların ana dili olarak konuştukları her dil, onların aynı zamanda da eğitimlerinde işlev gören bir ortamı oluşturur. Hem uygulamada hem dil bilimi açısından ele alındığında bir dilin diğerinden daha iyi olduğunu veya bir diğerinden daha gelişmiş olduğunu söylemek mümkün değildir. Temel şart iletişimi sağlamasıdır. Kültürün en temel taşıyıcısı olarak tavsif edilen dil, temsil ettiği kültürün özelliklerini de içine alan unsurlarla işlek bir şekilde kullandıkça gelişir ve nesilden nesile kültür aktarımı işlevini gerçekleştirir. İşlevsel olduğu sürece de yaşar.\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eAna hatlarıyla iki veya birkaç dil sisteminin paralel öğrenilmesi ve gerektiğinde bir sistemden diğerine geçiş yapılması olarak tanımlanan İki Dillilik (Bilingualism) günümüz dünyasında beden göçü alan büyük sanayi ülkelerinin eğitim sistemlerindeki en temel sorunlarından birini oluşturmaktadır. 1960'lı yılların başından itibaren başta Almanya olmak üzere farklı Batı Avrupa ülkelerine ülkemizden iş gücü göçü gerçekleşmiştir. Göçmenler millî kimliklerini muhafaza etmek adına bir yandan ana dilini, diğer yandan da bulundukları sosyal ortama birtakım kaygılar esasında (iş, eğitim vb.) uyum sağlamak ve öğretimlerini sürdürmek için toplum dilini öğrenmek zarureti içerisinde olmuşlardır. Göçmen Türk çocukları eğitim-öğretime başladıklarında, bulundukları sosyo-kültürel çevrenin hâkim dilini yeter derecede bilmemeleri sebebiyle yarım iki dillilik ortaya çıkmaktadır. Bu durum göçmen çocuklarının hem eğitim hem de iş hayatlarındaki başarılarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.Bu ülkelerdeki genç neslin daha sağlıklı yani kazançlıiki dillilik olarak nitelendirilen ana dilinin bütün unsurlarına hâkim bir şekilde ikinci dili öğrenmeleri daha başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Bu hassasiyetle hazırlanan çalışmada Almanya örnekleminde iki dillilik kavramı bütün yönleriyle tetkik edilmiştir.\u003cbr\u003e\n(Tanıtım Bülteninden)\u003c\/p\u003e\n\n\n\n\u003cp\u003eSayfa Sayısı: 312\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003eBaskı Yılı: 2014\u003c\/p\u003e\n\n\n\u003cp\u003eDili: Türkçe\u003cbr\u003e\nYayınevi: Akçağ Yayınları\u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47905173307651,"sku":"31382","price":15.86,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000589307-1.jpg?v=1775233357"},{"product_id":"dil-gusa-49793","title":"Dil Güşa","description":"\u003cp\u003eBiz bu çalışmamızda Kaygusuz'un Dil-güşa: Gönül anahtarını ele alıyoruz. Eserin; tarihi, dini, edebi ve folklorik öneminin yanı sıra insanları birlik ve beraberliğe çağıran ilkelerle günümüz kültüründe yeni sentez ve yorumlar sağlayabileceğini de söyleyebiliriz.\u003cbr\u003e\nEserin hazırlanmasında,Hacı Bektaş'ta ikamet eden Veliyettin Ulusoy'un özel kütüphanesinde bulunan Mecmu'a-i Resail nüshası esas alınmıştır.\u003cbr\u003e\nBu nüsha;\u003cbr\u003e\nA. Ankara Genel Kitaplığı nüshası,\u003cbr\u003e\nB. D: İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi Düğümlü Baba nüshası ve\u003cbr\u003e\nC. M: Almanya -Marburg nüshaları ile edisyon kritiğe tabi tutulmuştur.\u003cbr\u003e\nDil-güşa Mecmu'a-i Resailin 24b-44a varakları arasında yer almaktadır. Bu risalenin baş kısmında kırmızı mürekkeple besmeleden sonra müstensih tarafından Farsça olarak;\u003cbr\u003e\nBu kitabın adı Dil-güşa'dır. Derviş, Peygamberin (hicretin) dokuz yüzüncü yılında Rum vilayetinin Kastamonu şehrinde ve Emir İsfendiyar bey (1392-1440) zamanında bu kitabı kaleme almıştır. Allah en doğrusunu bilendir. ifadesi yer almaktadır. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47906681618691,"sku":"49793","price":16.14,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000524531-1.jpg?v=1775264108"},{"product_id":"sarayname-49878","title":"Sarayname","description":"\u003cp\u003e\"Özgün bi̇r karaktere sahi̇p olan bu eserler başta i̇lahi̇ aşk, hz. Muhammed ve ehl-i̇ beyt sevgi̇si̇, hz. Ali̇ ve onun soyundan gelen tertemi̇z i̇nsanlara övgü, yaratıcı ve yaratıklara karşı dostluk, hoşgörü, adalet, haksızlıkla mücadele olmak üzere i̇nançtan ahlak i̇lkeleri̇ne kadar deği̇şi̇k bi̇rçok hayati̇ konuyu ele almıştır. Bu konular bazen doğrudan anlaıimla, bazen bi̇r yol ulusunun etrafında geli̇şen menkibelerle, bazen adab erkan kalıpları i̇çi̇nde, bazen da şai̇ri̇n di̇zeleri̇yle di̇le geti̇ri̇lmi̇şti̇r. Söz konusu eserler tabi̇i̇ olarak di̇l, üslüp ve kurgusu i̇ti̇barıyla kaleme alindığı dönem ve coğrafyanın özelli̇kleri̇ni̇ taşımakla bi̇rli̇kte, verdi̇kleri̇ mesaj i̇ti̇bariyle çağlar üstü bi̇r ni̇teli̇ğe sahi̇pti̇r. Onların yüzyıllar boyu korunarak günümüze ulaşmış olması, bazılarının çeşi̇tli̇ devi̇rlerde yer yer ezberlenerek kuşaktan kuşağa aktarılması bunun açık deli̇li̇di̇r.\" (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47906688631043,"sku":"49878","price":35.84,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0000000541177-1.jpg?v=1775264227"},{"product_id":"graf-teorisiyle-turkce-ogretimi-62638","title":"Graf Teorisiyle Türkçe Öğretimi","description":"\u003cp\u003eArka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)   Graf Teorisinin temeli, ilk olarak 1736’da İsviçreli matematikçi Leonhard Euler tarafından Königsberg’in Yedi Köprüsü adlı makalesi ile atılmıştır. Burada bir beldeden diğer beldeye en kolay bir şekilde nasıl gidileceğine dair bir yol haritası çizilmiştir. Bu çizimler de matematiğin üretken grafikleriyle sağlanmıştır. Bu GraphTeoisi; yalnız matematiğin kendi bilim dalında değil, aynı zamanda diğer tüm bilim dalları için de pek çok problemlerin zorluklarını en aza indirgemeye çalışmıştır.Matematiğin uygulama alanına baktığımız zaman görürüz ki, ‘Graf Teorisi ile; ‘sosyolojiden dilbilimi öğretimine, bilgisayardan elektrik mühendisliğine,  makine mühendisliğinden endüstri mühendisliği ve moleküller mühendisliğine kadar, hemen hemen bütün bilim dallarında kullanılmaya başlanır. Bu cümleden olarak birçok farklı farklı alanlarda kullanılan bu graf teorisi (graph theory),hayatımızdaki problemleri basite indirgeyerek daha hızlı ve düzgün adımlar ile çözmemizi sağlar. Ama asıl olarak bu Graf Teorisi, XX. asrın ikinci yarısından sonra bilgisayar mühendisliğinin de ortaya çıkması ile sahasını daha da genişletir ve önemini artırır.Graf Teorisi ile Türkçe Dilbilgisi Öğretimine gelince ise, ülkemizde bugüne dek pek fazla bilinmezdi. Ancak bendenizin resmi bir ziyaretim esnasında Çek Cumhuriyet’inde Dr. Ludék Hŕebìček, Türkishe Grammer As A Graph-Dissertationes’ Prague 1971’de basılmış bir eserini buldum. Gerçekten Hŕebìček’in, bir Türkolog ve Türk dostu olduğunu bu eseri ile daha yakından tanıdım. Bu yakınlık dolayısıyla kendilerinden bu eserin Türkçeye tercümesi için izin vermelerini rica ettim.  Kabul buyurdular. Tercüme ve bilimsel kontroller, takriben 15 yıl kadar sürdü. Nihayet basım işlemleri de tamamlandı.Burada şunu da belirtmek isterim ki bu eser; bizim bugüne kadar alışageldiğimiz, bildiklerimiz ve kullandığımız ‘Dilbilgisi Öğretiminin tamamen dışında,  ‘Graf teorisiyle yeni bir Türkçe Dilbilgisi Öğretim modeli’ olarak karşımıza çıkmıştır. Bu eser, cidden son derece dikkat çekici bir bilimsel araştırmadır. Hem de yabancı bir Türkolog’un böylesine çetin ve zorlu bir uygulamayı başlatmış olması takdire şayandır. Bazı meslektaşlarımız, bu da nereden çıktı? diye belki bendenizi sorgulayabilirler. Bunu peşinen kabul ediyorum.  Çünkü ‘Türkçe Dilbilgisi-Türkçe öğretimi’ konusunda şimdiye kadar yapılmış en ciddi ve yeni bir araştırmadır.  Dr. Ludék Hŕebìček’e bu ciddi ve verimli çalışmasından dolayı şükranlarımı sunarım. İnşaallah bizler de ‘Ses Bayrağımız’  güzel Türkçemiz için böylesine daha güzel, daha verimli ve yeni araştırmalar ortaya koyabiliriz.   \u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47909156061443,"sku":"62638","price":15.3,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001749120001-1.jpg?v=1775335861"},{"product_id":"yabanci-dil-olarak-turkce-ogretimi-76047","title":"Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi","description":"\u003cp\u003eYabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi\u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47910021038339,"sku":"76047","price":15.49,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001812426001-1.jpg?v=1775355893"},{"product_id":"kirim-turklerinin-esaret-turkuleri-99004","title":"Kırım Türkleri'nin Esaret Türküleri","description":"\u003cp\u003eOrta Asya’da doğan Türk destanlarında Kırım, coğrafî bir yer olarak kendini gösterir ve çoğunlukla Urum ülkesiyle yan yana, destanî devirlerdeki Türk düşüncesinde batı sınırlarını işaret eder. Manas Destanı’nda Aşbara Han’ın oğlu Ejder, bu yöreye çekildiği gibi, Er-Töştük Destanı’nda Kahraman’ın savaştığı düşmanlardan birisi, batıdaki Kırım Han’dır. Türk destanlarında ‘Kırım’ “kerü Kırım, kırk bin mescitli, kırk kaleli Kırım” şekillerinde dile getirilmektedir.\u003cbr\u003e\nBilindiği gibi Kırım; Türk tarihi bakımından önemli stratejik konuma sahip bir bölgemizdir. Bu bölgenin tarihi ise çok eskilere dayanır. Öyle ki Kırım; inançlarımızda, destanlarımızda, Türkülerimizde, efsanelerimizde en başta yerini almıştır. Çünkü Kırım, dünü ile günümüze değin o kadar çok zulüm, işkence, yokluk, esaret ile âdeta içi içe kalmış ki, hiç birisine eyvallah etmeden, inançlarından, Türklüklerinden bir santim bile olsa asla geri adım atmamışlar ve hâlâ da aynı duygu, düşünce, inanç ve milli benliklerini devam ettirmektedirler. İşte böylesine çilelerle dolu varlıklarını devam ettiren, üzerinde yaşadıkları kutsal vatan coğrafyasını korumaya çalışan Kırım-Türk kardeşlerimize borcumuz vardır.\u003cbr\u003e\nBilindiği gibi 1917 Bolşevik Rus İhtilali’nden sonra Sibirya’ya hayvan vagonlarında sürgün edilen ilinden, obasından koparılan bu Kırım Türkleri, yoksulluğa, sefalete dûçar olmuşlar, aç kalmışlar, açıkta kalmışlardır. Bu süreçte hastalarını, yaşlılarını, çocuklarını kaybettiler, ölümle koyun koyuna yaşamışlardır.\u003cbr\u003e\nSonraki dönemlerde hayatta kalanlardan bir kısmı Batı’ya, ‘Hürriyete Dönüş Yolculuğu’na kaçabilmişlerdir. İşte onların birinci durağı, ‘Romanya Rus Harp Esir Kampı’ ve ikinci durakları da, ‘Avusturya Eger Rus Harp Esirleri Kampı’ olmuştur.\u003cbr\u003e\nBu Kırım Türkleri; gerek Sibirya’da gerek Romanya’da ve gerekse de, Avusturya İmparatorluğu Eger Kampında ülkelerine duydukları özlem büyüdükçe büyümüş, yanık duygularla Türküler söylemişleredir. Esaret, gurbet onları yordu, ezdi, daha içli hâle getirdi. Ülkelerine duydukları özlemi, çektikleri acıları, yarım kalan hayallerini dokunaklı türkülerle dile getirdiler. Kaybettikleri yakınlarına dokunaklı ezgilerle ağladılar, hüzünlendiler.\u003cbr\u003e\nİşte son durakları olan bu Rus Harp Esiri Kırım Tatar Türkleri’nin, “Esaret Türküleri\" bir anda sahiplendi. Yani bu Kampında bulunan; 'Yaltalı Mustafa Süleyman, Simferopollu Kabullah Bikdaş, Abdullah Ahmed, Feodosiyalı Husseyin Hassan Godoş…vb.’lerinden 79 Türkü, Avusturyalı Türkolog Prof. Dr. Herbert JANSKY tarafından 1926 yılında derlenmiş ve Avusturyalı Müzikolog Dr. Robert Lach tarafından da bu Türkü metinleri Nota'ya alınmıştır. Kırım Tatar Türk kardeşlerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğilirken, onların söyledikleri bu Türküleri, 95 yıl sonra da olsa yayımlamayı bir borç bildik.\u003cbr\u003e\nProf. Dr. Abdurrahman Güzel\u003cbr\u003e\n \u003cbr\u003e\n(Tanıtım Bülteninden)\u003cbr\u003e\n \u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47911648887043,"sku":"99004","price":15.3,"currency_code":"EUR","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001896007001-1.jpg?v=1775413345"},{"product_id":"ali-in-der-bektaschi-dichtung-110635","title":"Ali In Der Bektaschı Dıchtung","description":"\u003cp\u003eAli In Der Bektaschı Dıchtung\u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47912448033027,"sku":"110635","price":16.97,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001924469001-1.jpg?v=1775431504"},{"product_id":"turkmen-edebiyati-ve-turk-dunyasi-uzerine-yazdiklarim-114499","title":"Türkmen Edebiyatı ve Türk Dünyası Üzerine Yazdıklarım","description":"\u003cp\u003eBilindiği gibi, Türk Dünyası hakkında ilk mesaj, bizlere 29 Ekim 1933’de ileriyi asırlar öncesinden gören büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk tarafından; ‘Bugün Sovyetler Birliği, dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevî köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür... ‘İnanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür... ”\"... Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (Dış Türkler'in) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir’, veciz sözleriyle verilmişti. Fakat bize bu mesaj, ilgililerimiz tarafından zamanında ulaştırılamadı. Ancak bir Komutanımız vasıtasıyla 1990’larda bu bilgiye sahip olabildik.Demek oluyor ki; 63 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, Sovyetler Birliği dağıldı ve bizim, ‘tarihi, dili, dini, kültürü bir olan’ kardeşlerimizle buluşmaya başlamamı ancak, 1990’lı yıllarda Rusya Devlet Başkanı Gorbaçov’un Orta Asya’da, 1917’lerdeki Rus Çarlığı döneminden bu yana Türk Dünyasının fert olarak özgürlüklerine, devlet olarak da özerkliklerine kavuşma sesleri yankılanıyordu. Bu ses, o dönemde özellikle de Türkiye’de ‘Bağımsızlık mesajları’ veren Anadolu insanının dilinde yanık-hasret Türkülerinden biri olan aşağıdaki ÇIRPINIRDI KARADENIZ Türküsü idi.Artık Orta Asya’da yaşayan bu kardeşlerimiz ile buluşma zamanımız gelmiş idi ve de buluştuk. Bu cümleden olarak bu çalışmamız, iki ana bölümden oluşmaktadır. Onlar da: ‘Türk Cumhuriyetlerinin Bağımsızlıklarına Kavuşmaları’ esnasında ve sonrasında yaptığım çalışmalar ile yazdıklarımdan oluşmaktadır.İkinci ana bölümde de; TÜRKMEN EDEBIYATI sahasındaki on iki bölümden oluşan; Türkmen Tarihi, Türkmen Edebiyatı, Türk ve Türkmen Edebiyatı’ndaki Ortak milli unsurlar, Ulusal ve Uluslararası Kongrelerde sunduğum tebliğler, ferdi veya ekip olarak hazırladığımız Türkmen Edebiyatına âit kitaplar, Mahtumkulu Firaki’nin ilk defa Türkiye’ye ne zaman ve kimin tarafından getirildiği ve kimin tarafından ilk defa Türkiye Türkçesine aktarıldığ hususlarında yazdıklarımdan oluşmaktadır.Özellikle, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulı Berdimuhamedov, İnsan Kalbinin Manevi Hekimi: Mahtumkulu Firakî hakkında yazdığı kitabını ve Türkmenistan Devlet Başkanı’nın Uluslararası Matumkulu Ödülü’nü tarafıma takdim hususunu değerlendirdik.Hedefimiz; ‘Tek millet, iki devlet’ ülküsünde aynı kanı, aynı canı, aynı fikri taşıyan Türkiye Türkleri ile Türkmenistan Türkleri arasındaki; soy birliği, kan birliği, inanç birliği, tarih birliği, eğitim-öğretim birliği, kültür birliği, âdet-gelenek görenek birliği …vb yapılarındaki birlikteliklerini ortaya koymak için bu çalışmaları yaptık. Gördük ki, aralarında coğrafya mesafenin dışında bir mesafe de yoktur. Hepsi bir aile ferdi gibidir. Öyle ise, her zaman ve zeminde ‘birlik ve beraberlik’ içinde olmalıyız. (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47912697561347,"sku":"114499","price":27.58,"currency_code":"EUR","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0001933802001-1.jpg?v=1775437290"},{"product_id":"alaeddin-gaybi-kaygusuz-abdal-gulistan-139125","title":"Alaeddin Gaybi Kaygusuz Abdal Gülistan","description":"\u003cp\u003eKaygusuz Abdal’ın (1342-1444) asıl adı Alaeddin Gaybî’dir. Alâiye Sancak Beyi Hüsameddin Mahmud Beğ’in oğludur. Horasan alp-erenlerinden Abdal Musa’ya 18 yaşında intisap etmiş ve şeyhine kırk yıl hizmette bulunmuştur. Onun, manzum, mensur ve manzum+mensur karışık yirmi civarında eseri bulunmaktadır. Ve O’nun bu eserleri üzerindeki çalışmalarım 52 yıldan bu yana devam etmektedir.  Bugüne kadar birkaçını neşrettim.  Bu cümleden olarak rahmetli hocalarımızdan Prof. Dr. Şükrü Elçin ve Prof. Dr. Mehmet Kaplan beyler bendenize bu konuda;\u003cbr\u003e\n‘Abdurrahman Bey, Türk Edebiyatında yeni bir Yunus yarattınız, bunu iyi değerlendirmek lazımdır, bizler bunu çok iyi biliyoruz. Öyle ise lütfen en kısa zamanda Kaygusuz’un bütün eserlerini hatası ve sevabı ile neşrediniz’ diye teşvik ettiler.  Ayrıca zaman zaman pek çok sevgili dostlarım da;\u003cbr\u003e\n‘Hocam, Kaygusuz üzerinde bir ömür boyu ilk çalışan, O’nun eserlerini ilk tespit eden, ilk bulup ilim âleminin istifadesine sunan sizsiniz, bu konuda elinizde en kıymetli nüshalar ve geniş bir birikiminiz var. Niçin bunları neşretmiyorsunuz?’ diye âdeta bendenizi zorladılar. İşte ‘hocalarımın, dostlarımın bana bir vasiyeti’ gibi kabul ettiğim bu emir ve teşviki sonucunda O’nun eserlerinin tamamını neşretmeye karar verdim. Burada hatalar görülürse dostlarımız ve arkadan gelen güzel insanlar düzeltsin diye düşündüm.\u003cbr\u003e\nBilindiği gibi, Gülistan denilince, ilk akla gelen Sa‘di-i Şirazi (1184-1292)’nin Gülistanı’dır. Çünkü Sadi-i Şirazi, Fars edebiyatının üç büyüklerinden Firdevsi ve Hafız’la beraber anılır. Denilebilinir ki Sa‘di, ilim ve irfan gülistanı, Hafız da bu gülistanın şakıyan bülbülüdür. Sa‘di-i Şirazi ’nin Gülistan’ı, Türk yazar ve şairlerini de etkilemiştir. Bu cümleden olarak eserin Farsçası da bazı Türk mütefekkirleri tarafından bile ezberlenmiştir. Türk edebiyatında Sâdi’nin Gülistan’ı, Seyf-i Serayi tarafından 1391’de Kıpçak Türkçesi’ne tercüme ediliştir.\u003cbr\u003e\nBizim yıllar evvelinden Kaygusuz üzerindeki çalışmamızda asırlardır rafların arasında kalan ve takriben 1380’lerden 1975’li yıllara kadar pek haberdar olamadığımız büyük Türk-İslam mutasavvıfı, şair ve nasir Alâeddin Gaybî (Kaygusuz Abdal)’ın Gülistan adlı İLK TÜRKÇE TELİF bir eserini tespit etmiş oluyorduk. Fakat günümüze kadar bu eser hakkında kimsenin haberi bile yoktu. Gördük ki bu eser, Türk edebiyatında bir ilk ve yeni bir çığır açıyordu. Bilimsel boyutu itibariyle de Sadi’den de farklıydı. Çünkü Kaygusuz’un Gülistanı, konusu itibariyle; ‘Kıssa-ı Enbiya, tasavvuf, dil, tarih, kültür, astronomi, dünyanın yaradılışı, edebi biçim farklılıkları, Türkçe sevdası, Hz. Muhammed aşkı... vb. değerler ölçütü içinde zengindi (Tanıtım Bülteninden) \u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47916351488259,"sku":"139125","price":27.58,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0002009481001-1.jpg?v=1775523781"},{"product_id":"turk-dunyasi-uzerine-yazdiklarim-139127","title":"Türk Dünyası Üzerine Yazdıklarım","description":"\u003cp\u003eBilindiği gibi Orta Asya coğrafyasında yaşayan Türkler ile bizim; dilimiz, tarihimiz, dinimiz, kültürümüz, kökümüz bir’dir. Yani Türk Dili’nin, Türk Kültürünün ve Türk Devletleri’nin Tarihi, uygarlık tarihi ile başlar. Üç kıtanın, eski Dünya coğrafyasının büyük bölümü geniş zaman dilimlerinde Türk Boylarının, Cihangir Türk Devletlerinin adil yönetim ve denetimlerinde buluşurlar. Bu cümleden olarak Türk milleti, dünya coğrafyasının geniş bir kısmı olan Sibirya’dan Kuzey Afrika’ya Çin Seddi’nden Adriyatik Kıyılarına ve bugün dünyanın bir uç bölgesine kadar geniş bir sahada kalabalık bir Türk nüfusu ve kültürüne sahiptir. Bizlerin bu denli farklı coğrafyalarda yaşıyor olmamız; ayrı düşünmeye, konuşmaya, unutmaya sebep değildir ve olmamıştır. Aksine, bu durum bize zengin bir kültür hazinesi kazandırmıştır. Türk milletine sonsuz devamlılığının, ebediyetin anahtarını vermiştir. Aynı milletin evlatları olarak bizler \"birlik” ruhuyla hareket ettiğimiz sürece istiklalimiz ve istikbalimiz var olacaktır. Türk Dünyasında birlik düşüncesini, ancak kuvvetli temellere oturtulmuş müşterek bir eğitim-öğretim anlayışıyla hayata geçirebiliriz. \u003cbr\u003e\nTürk milletinin MAZİDEN ÂTİYE dair son derece ÖZGÜN ÖNGÖRÜLERİNİN olduğunu görüyoruz. Türk tarihi bu konuda birçok örnekleriyle doludur. XX. asır Türkiye’sinde yaşayan mümtaz şahsiyetlerimizin Türk Dünyası ile ilgili üç öngörüsü birçoğumuzun hatıralarındadır. Bunlardan BİRİNCİSİ; Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1933’de Türk dünyası hakkındaki ‘dili bir, inancı bir, tarihi bir, özü bir kardeşlerimize sahip çıkmaya hazır olmalıyız’ şeklindeki ÖNGÖRÜSÜ’DÜR. Fakat bu Türk dünyası ile ilgili ilk mesaj 1980’lerde bir paşamız tarafından ortaya konulmasından sonra ivme kazanmıştır.\u003cbr\u003e\nİKİNCİ ÖNGÖRÜ İSE, KIBRIS İÇİN ‘Girne`den yol bağladık Anadolu`ya’ Türküleri ile başlıyordu.\u003cbr\u003e\nÜÇÜNCÜ ÖNGÖRÜSÜ DE, 1980’li yılların sonlarına doğru Anadolu’da herkesin dilinde yanık-hasret Türkülerinden ÇIRPINIRDI KARADENIZ Türküsü idi.\u003cbr\u003e\nİşte bu öngörülü 1933 tarihi ve Türküler, bize tarihin şanlı sayfalarındaki birbirimize olan hasret ve buluşma mesajı veriyordu.  Ki o mesaj da Orta Asya’daki; ‘Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan..vd.’ idi. Onlar, 1992 yılı itibariyle özgürlüklerine kavuşmaları ve bizlerle ‘buluşmaları’ idi.  \u003cbr\u003e\n \u003cbr\u003e\n(Tanıtım Bülteninden)\u003cbr\u003e\n \u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47916351553795,"sku":"139127","price":9.91,"currency_code":"EUR","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0002009483001-1.jpg?v=1775523784"},{"product_id":"dini-tasavvufi-turk-edebiyatinda-dort-kapi-kirk-makam-169432","title":"Dini - Tasavvufi Türk Edebiyatında Dört Kapı Kırk Makam","description":"\u003cp\u003e‘DÖRT KAPI KIRK MAKAM’ adlı eserimiz, şimdilik Türk Dünyasındaki Sekiz Pîr’in Gönüllü Bir Eğitim Sistemi temsilcilerinden oluşmaktadır. Bilindiği gibi, Türk kültürü oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Bir o kadar da tarihî derinliğe sahiptir. Bu coğrafî genişlik ve tarihi derinliğe rağmen Türk kültürü, ufak tefek nüanslarına rağmen bir bütün halinde günümüze kadar aynı saflığı ile gelebilmiştir. 1990'lı yıllara gelene kadar birbirinden habersiz hayat süren Türk toplulukları, Demir Perdenin yıkılmasıyla birlikte karşılıklı kültürel temaslar kurmuşlar; Atatürk’ün de ifade ettiği gibi, ‘birbirlerinin geçmişte akraba olduklarının, ortak değer¬lere sahip olduklarının farkına varmışlardır. Bunun tabiî neticesi olarak kültürel bütünlük şuuru uyanmıştır. Bir Özbek Türkü, bir Türkmen Türkü,, bir Kazak Türkü,, bir Kırgız Türkü,, bir Azeri Türkü, bir Kafkas Türkü, bir Balkan Türkü, yine dünyanı her bir bölgesinde bulunan Türkler; mutlaka, ‘Ahmed Yesevi, Yusuf Hamadani, Mevlana Celaleddin Rûmi, Hacı Bektaş Veli, Süleytman Hakîm Ata, Şeyh Ede Bâli, Şeyhü’l-Ekber Bahaaddün Nakş Bendi, Yunus Emre ve Kaygusuz Abdal, Mahtumkulu Firaki…..vb’lerini ve eserlerini tanımayanı bulamazsınız. Türk Dünyasının her bir köşesinde bu büyük mutasavvıfların eserleri zevkle okunur ve her birine de ayrı ayrı hürmette kusur edilmez. Biz bu küçük hacimli çalışmada SEKİZ TÜRK PÎR’inin ‘Dört Kapı Kırk Makam’ hakkındaki görüşlerini kendi eserlerine dayalı olarak vermeye çalıştık. Gördük ki, bunların her birinde aynı fikir ve cümlelerden oluşan ortak noktalara şahit olduk. Ahmed Yesevi, Süleyman Hakîm Ata, Şeyh Ede Bâli, Hacı Bektaş Veli, Mevlâna Celâleddin Rûmi, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal ve Mahtumkulu Firaki fikirleriyle insanlığın kötülüklerden arındırıp doğruya ve iyiye yönelmelerinde yardımcı olurken, arkalarında ölümsüz bir fikir sistemi eserler de bırakmışlardır. Bu fikir sisteminde hepsi; \"İlahi sevgiye\" dayalı bir \"Varlık ve insan sevgisi\", birlik inancı, ilim, varlık sırrını arama, ahlaki değerleri ve adaleti en ideal bir biçimde sistemleştirmişlerdir. Hiçbirisinde farklı bir yorum göremedik. Genel anlamda her birinde ayniyet olduğu görülmüştür. Özbekistan’da Yusuf Hamadâni, İmam-ı Maturidi, Ali Şir Nevayi, Kütüb-i Sitte’nin beş İmamı ve yüzlerce Mutasavvıf, Türkistan'da Ahmed Yesevi ile başlayan tasavvuf harekeleri, Türkmenistan’daki Mahtumkulu Firaki ve Anadolu'daki yüzlerce temsilcilerinin merâtib-i erba'a hususundaki müştereklerine dikkatleri çekmek suretiyle bu mütemadiliğe işaret etmeye çalıştık. Ayrıca, bu SEKİZ PÎR’İN CUMHURUN HOCASI’ yapan, sadece bu şiirleri değildir. Onların en mühim tarafları, fikirlerini yaşadığı asrın ve asırların halk dili ve on bin yıllık bilim dili olan TÜRKÇEMİZİ en güzel ve en edebi bir şekilde halkın anlayabileceği bir sehl-i mühteni üslubuyla anlatmalarını da eserleriyle tanıtmayı hedefledik. Sekiz Pîr’lerden Ahmed Yesevi, Süleyman Hakîm Ata, Şeyh Ede Bâli, Hacı Bektaş Veli, Mevlana Celâleddin-i Rûmi, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal ve Mahtumkulu Firaki'yi aynı fikrin temsilcileri gösterirken, bunların toplumdaki kabuller dünyalarını da aynı sevgi potası içinde görmek ve değerlendirmek zorundayız. Birlik ve beraberliğin mümessili olan bu yüce kişilerin açık şahsiyetlerini her tür insana iletmek de bizim görevimizdir. Diğer mutasvvıflarımız da ayniğ şekilde değerlendireceğiz. Tevfik ve inâyet Allah’tandır. (Tanıtım Bülteninden)\u003c\/p\u003e\n\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"Akçağ Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":47920952443139,"sku":"169432","price":34.46,"currency_code":"EUR","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0811\/0463\/4115\/files\/0002098154001-1.jpg?v=1775657527"}],"url":"https:\/\/1001-kitap.com\/collections\/abdurrahman-guzel.oembed","provider":"1001 Kitap","version":"1.0","type":"link"}